× Daha Fazlası İçin Aşağı Kaydır
☰ Kategoriler

Bu Meydanda Nice Başlar Kesilir Olmaz Hiç Soran: Bir Teslimiyet ve Hakikat Yolculuğu

Anadolu irfanının ve tasavvuf edebiyatının en derin sarsıcı ifadelerinden biri olan “**bu meydanda nice başlar kesilir olmaz hiç soran**” mısrası, yüzyıllardır dervişlerin dilinde, ariflerin gönlünde yankılanmaktadır. Genellikle Seyyid Nesimi gibi hakikat uğruna canını feda etmekten çekinmeyen erenlerin duruşunu simgeleyen bu söz, sadece fiziksel bir ölümden değil, egonun (nefsin) yok edilmesinden ve mutlak hakikate giden yolda ödenen bedellerden bahseder. Bu meydan, aşk meydanıdır; bu meydan, varlıktan geçip yokluğa ulaşılan er meydanıdır.

Bu makalede, bu derin ifadenin tasavvufi arka planını, “meydan” kavramının anlamını ve insanın hakikat arayışındaki zorlu süreçleri ele alacağız.

1. Tasavvufta “Meydan” Kavramı ve Baş Vermek

Tasavvuf düşüncesinde “meydan”, dervişin piştiği, imtihan edildiği ve kendi benliğinden soyunup hakikate yürüdüğü alanı temsil eder. Bu alan kimi zaman bir mevlevihane, kimi zaman bir tekke, kimi zaman ise hayatın ta kendisidir.

Nefsin Katli ve Manevi Ölüm

Mısrada geçen “baş kesilmesi” ifadesi, zahiri anlamının ötesinde manevi bir semboldür. Tasavvuf ehli için baş, rütbenin, kibrin, aklın ve benliğin merkezidir. Kişinin hakikate ulaşması için önce bu “baş”tan, yani dünyevi hırslarından ve egosundan vazgeçmesi gerekir. İşte bu yüzden “**bu meydanda nice başlar kesilir olmaz hiç soran**” denildiğinde, bu yola girenlerin kendi varlık iddialarından vazgeçtikleri ve bu vazgeçişin hesabını kimseye sormadıkları anlatılır.

Sorulmayan Hesap: Rıza Makamı

“Olmaz hiç soran” kısmı, tasavvufun en üst makamlarından biri olan “Rıza” makamına işaret eder. Kişi başına gelen her türlü musibeti, zorluğu ve hatta ölümü “Lütfun da hoş, kahrın da hoş” diyerek karşılar. Hak yolunda can veren veya benliğini feda eden bir aşık, “Neden bu baş kesildi?” diye sormaz. Çünkü o, sonucun hakikat olduğunu bilir.

2. Seyyid Nesimi ve Hakikat Uğruna Can Vermek

Bu mısra denilince akla gelen en büyük isimlerden biri şüphesiz Seyyid Nesimi’dir. Derisi yüzülerek idam edilen Nesimi, inancı ve hakikat davası uğruna serini (başını) vermekten çekinmemiştir.

Nesimi’nin Duruşu ve Meydanın Heybeti

Nesimi için dünya bir imtihan meydanıdır ve bu meydanda hakikati haykıranların sessizce bedel ödemesi bir gelenektir. “**Bu meydanda nice başlar kesilir olmaz hiç soran**” sözü, onun gibi dertlilerin, aşk ile yananların kaderini özetler. Meydanda başı kesilen derviş, aslında ebedi hayata doğmaktadır. Burada sorulmayan hesap, adaletsizliğe razı olmak değil, ilahi takdirin cilvesine ve aşkın bedeline olan tam teslimiyettir.

3. Günümüz Dünyasında “Meydan”ı Anlamak

Peki, yüzyıllar öncesinden gelen bu ağır ve derin söz bugün bizlere ne anlatıyor? Modern dünyada “baş vermek” ve “meydanda olmak” ne anlama gelir?

* **Ego ve Modern İnsan:** Bugünün meydanı sosyal medya, iş dünyası ve bitmek bilmeyen rekabet alanlarıdır. Ancak tasavvufi anlamda meydan, insanın kendi kalbidir. İnsanın kendi kibrini, öfkesini ve bencil isteklerini “kesip atması”, günümüzün en büyük kahramanlığıdır.

* **Sessiz Fedakarlıklar:** İyilik yaparken karşılık beklememek, hakikat adına yapılan fedakarlıklarda reklam yapmamak, “**bu meydanda nice başlar kesilir olmaz hiç soran**” düsturunun modern hayattaki iz düşümüdür. Sorulmayan hesap, yapılan iyiliğin veya çekilen çilenin sadece “Hakk” için olduğunu gösterir.

Sonuç

“Bu meydanda nice başlar kesilir olmaz hiç soran” ifadesi, sıradan bir ölüm güzellemesi değil, bir varoluş manifestosudur. Kişinin hakiki “Ben”e ulaşması için sahte benliğinden vazgeçmesi gerektiğini hatırlatan keskin bir uyarıdır. Bu yol; dertli, zorlu ve bedel isteyen bir yoldur. Ancak başından vazgeçenler, ebedi bir başa kavuşur; sesini yükseltmeden fedakarlık yapanlar, ilahi sessizliğin en gür nidasına ortak olurlar. Anadolu’nun bu kadim hikmeti, bize her daim şunu fısıldar: Gerçek aşk ve hakikat, bedelini sormadan ödeyenlerin nasibidir.

**Sizce modern dünyada vazgeçmemiz gereken en büyük “baş” yani ego nedir? Tasavvufun bu derin teslimiyet anlayışı hakkında daha fazla edebi analiz veya Nesimi’nin diğer şiirlerinin şerhini isterseniz, bu yolculuğa birlikte devam edebiliriz.**