Haberler: Mail: admin@tekno50.com

Tekno50 Forum

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - Serdar50

Sayfa: 1 2 3 [4] 5
46
Tarih / Atatürk'ün Çocukluk Anıları
« : 10 Haziran 2025, 12:49:24 »


ATATÜRK'ÜN ÇOCUKLUĞU: CİVCİVLER HOROZ OLDU
Dayımın çiftliğinde günler birbiri ardına geçip giderken, bir gün dayım torba dolusu civcivle çıkageldi: Koş Mustafa koş, bak sana civciv getirdim. Onları besle, büyüt, dedi. Ben bir sandalyeye oturdum. Saydım, civcivler on taneydi. Makbule ile Naciye civcivleri besleyip büyütmeme yardımcı olacaktı.
Geçen günlerle birlikte civcivlerin azalmaya başladığını fark ettim. Çiftliğin bahçesinde dolaşan bir kedi vardı ve civcivleri o kapıyordu. Çiftliğe geldikleri ilk gün orta yere bıraktığımızda dört civciv yanıma geliyordu. Beni tercih etmeyenler, Makbule ile Naciye'nin yanına gidiyordu. Kedi onların civcivlerini yedi. Bana inanan dört tanesini büyüttüm. Hepsi horoz oldu.

--------------------------------------------------------------------------

ATATÜRK'ÜN ÇOCUKLUĞU: EVCİLİK ANISI
Çocukluk çağında yaşadığım unutamadığım anıların başında evcilik anısı vardır. Selanik'te sekiz on yaşları arasında komşu kızları evlerinin önüne kilim serer ve evcilik oynardı. Türk çocukları değil ama ermeni ve rum çocukları bunlara rahat vermez, tepelerine dikilir, alay ederdi. Ermeni Krikor: Vay Fatoş, kurmuşsun evini, bakarsın rahatına. Şu kıza çocuğum dersin, yoktur bunun babası?
Rum Yorgo: Olurum ben o çocuğa baba. Yeter ki kapın açık olsun.
Fatoş, sonunda alaylardan bıkmış ve evcilik oyununa bir baba aramış. Sonunda beni buldu. Olanları anlattı. Biz evcilik oynarken, baba olur musun, dedi. Ben hiç düşünmeden evet dedim. Olaylar gözümün önünde cereyan ediyordu ve görünen köy kılavuz istemezdi.
Ertesi gün Fatoşların evinin önüne kilim serilmişti. Temsilde anne Fatoş ve iki kızı yemek yapıyordu. Ben kilimin ortasında oturuyor ve baba rolündeydim. Ermeni ve rum çocuklar gelip geçiyor ve bana bakıyordu.  O gün tek laf atan, ileri geri konuşan olmadı. Selanikli Mustafa derlerdi bana. Sonraki günlerde çağırdığı zaman Fatoş'un yardımına koştum. Baba rolü oynadım. Bu zaman süresince sataşma olmadı. Ermeni ve rum çocuklar, dilleri damaklarına yapışmış vaziyette geçip gitti.

--------------------------------------------------------------------------

DÜŞMANIM ÇOK ŞU ANDA
İki yaşındaki Mustafa abisi Ahmet ile Selanik'in toprak sokağında gidiyordu. Şu temmuz sıcağında deniz kıyısı en iyi yerdi. Ege denizi, adaları çok olan prima bir yerdi. Görkemli bir dev, adadan adaya ayak basar, ayağını suya değdirmeden Girit'e ulaşırdı.
Ortaçağ kalığı zihniyete bel bağlamadan, özgün fikir üreten Selanik'in yıldız çocukları, atılım içindeydi. Aralarında tartışma oluyordu. Bugünkü konuşmaların odak noktası: Dünya dursa ne olurdu? Birkaç saattir süren fikir ayrılıkları neredeyse kavgaya dönüşecekti ki, Ahmet ile kardeşi Mustafa ufukta göründü. Çocuklar, bunlar Ahmet ve Mustafa. Olayı onlara anlatalım, onlar ne derse kabullenelim, düşüncesinde birleştiler.
Dünya dursa ne olur sorusuna Ahmet: Dünyadaki yaşam son bulur, dedi. Bak biz de öyle dedik, siz karşı çıktınız, diyenler sesini yükseltince tartışma giderek alevlendi. Bunun üzerine Ahmet, iki elini havaya kaldırıp teslim işareti çizdikten sonra herkes sustu. Ali şöyle dedi, Veli böyle dedi, demeyi bırakalım ve Mustafa'ya kulak verelim. Mustafa ne derse o olsun,  tamam mı, deyince herkes tamam dedi.
Ahmet: Mustafa dünya dursa ne olur? diye sordu.
Mustafa: Dünya durmaz, döner, dedi ve bütün ağızlar açık kaldı.

---------------------------------------------------------------------------

ATATÜRK'ÜN ÇOCUKLUĞU - ÇİĞDEM TOPLADIK
Bir kış günü sabahı saat 8 sularında Zübeyde Hanım uyanmıştı. Sağa-sola bakındı. Ali Rıza Bey derin uykudaydı. Gümrük memuru olduğu için, geç yatmıştı çünkü ertesi gün tatildi. Öğleden önce kalkmazdı. Zübeyde Hanım çocukların odasına yöneldi. İki yaşındaki Mustafa yatağında uyuyordu. Abileri Ahmet ve Ömer yataklarında yoktu. Beyninden vurulmuşa döndü. Kim, neden yavrularını annesinden ayırırdı? Bu durum inanılmaz bir vurdumduymazlık değil miydi? Kim, ne isterdi bir çocuktan? Diğer odaya baktı. Bahçeye çıktı. Sarışın, mavi gözlüm dediği , canları Ahmet ile Ömer ellerinde birer toprak tencere olduğu halde geliyordu. Oğulları yanına gelince Zübeyde Hanım sordu: Sabahın körü yatağınızda yoksunuz. Bu tencereler de neyin nesi? Bunların içinde ne var?
Ahmet: Anne, gece çiğ yağdı, biz de çiğdem topladık. Hani saksıdaki güllerim, sümbüllerim soluyor dediydin ya, biz de bu durumun önüne geçmek istedik.
Zübeyde Hanım'ın izin vermesiyle oğulları saksılara çiğdem döktü. Aradan günler geçtikçe solmaya yüz tutan güller, sümbüller canlandı, çiçek açtı.

SON

Atatürk'ün Çocukluğu - Ezgi Yayınları - Yayın Yılı: Aralık 1994


47
Tarih / Ynt: Atatürk'ün Çocukluk Anıları 2
« : 10 Haziran 2025, 12:48:20 »

ATATÜRK'ÜN ÇOCUKLUK ANISI: HASİBE NİNE
Bir gün bakla tarlasından çiftliğe dönüyordum. Toprak yolun kenarındaki eski, tek katlı, ahşap bir evde yaşayan Hasibe Nine'ye uğradım. Hal hatır sordum. Yalnızlığını paylaştım. Testiyi alarak yakındaki dereden su doldurup getirdim.
Hasibe Nine: " Sağ ol evladım!  Sen olmasan şurada açlıktan, susuzluktan kıvranacağım. Bana ekmek, yemek, yoğurt getirirsin. Suyumu doldurursun. "
Ne demek efendim? Bu benim insanlık görevim. İnsanlar yardımlaşmalı, yiyeceğini paylaşmalı. Şu güzelim dünyada hoşça vakit geçirmeli, dedim.
" Benim Mustafam, neler de bilirmiş? Çok bilgiliymiş. Civan boylum benim. Gel de ninen sarılsın sana. "
Hasibe Nine'ye sarıldım ama birdenbire ağlamaya başladı.
Ama neden ağlıyorsunuz? Yoksa canınızı mı yaktım?  dedim.
" Yok evladım, canımı yakmadın. Ben yalnızlığıma ağlıyorum. Yaşlı insanlar, yalnız kalırlar. Yalnızlık zor evladım, çok zor. "
Daha sonra en iyi dileklerle oradan ayrıldım. Çiftliğe doğru yoluma devam ettim. Birden ilerideki çimenlerin arasında uçamayan bir güvercin gördüm. Güvercini alarak çiftliğe götürdüm. Dayım, güvercinin incinmiş olan kanadını tedavi edip, sardı. Birkaç günde iyileşir, dedi.
Ertesi gün güvercini Hasibe Nine'ye götürdüm. Onu bir kafese koydu. İyileşince bırakırım, dedi. İyileşince bıraktı ama güvercin biraz uçtuktan sonra geri döndü. Hasibe Nine'yi çok sevmişti ve ondan ayrılmamaya kararlıydı. Orada olduğum zamanlarda güvercin etrafımda uçuyor ve beni saygıyla selamlıyordu.

--------------------------------------------------------------------------

ATATÜRK'ÜN ÇOCUKLUK ANISI: CUMHURİYET İLAN EDERDİM
Mustafa bakla tarlasında bekçilik yaparken, diğer yandan yeni arkadaşlar ediniyordu. Bunlardan biri de Süleyman'dı. Süleyman komşu çiftliğin sahibinin oğluydu. Fırsat buldukça Hüseyin Ağa'nın çiftliğine gelir, Mustafa'yı bulur ve aralarında oynadıkları oyunlara katılırdı.
Bir gün Süleyman yine oyuna katıldı. Koştu, yoruldu. Yarıcı çocukları gidince Mustafa ile Süleyman bir ağacın altına oturdular.  İlk soru Süleyman'dan geldi: Mustafa, sence bu padişahlık ne zamana kadar sürer?
" Çok sürmez. Sınavlarda üç yanlış bir doğruyu götürür ama üç yanlışın götüreceği doğru yoksa, ben padişah olsam ne olacak? Osmanlı İmparatorluğu uçurumun kenarında. "
Süleyman:  " Bravo Mustafa, her sözünün altına imzamı atarım. Bir de padişahların hanımlarından bahsetsen. "
Mustafa:  " Yıkım kararı alırsın. Osmanlıyı ben yıkamam ama düşmanlar yıkar. Padişahlar, Türk kızları dururken, yabancı kızlarla evlendiler ve çöküşü hızlandırdılar. Bir de saraydan çıkmayan padişahlar var. "

Daha sonraki günlerde bu konu konuşulmaya devam etti.   Bir akşamüstü Süleyman, Hüseyin Ağa'nın çiftliğine geldi ve Mustafa'yı buldu. Babasıyla bazı konularda anlaşamadığını, bir tartışma sonunda babasının kendisini çiftlikten kovduğunu söyledi. Babasının son sözleri şunlar olmuştu:  " Süleyman senin padişah karşıtlığını anlamıyorum. Osmanlı İmparatorluğu ne güzel yönetiliyor. Artık bu çiftlikte yerin yok senin. "
Babasının bu sözleri üzerine Süleyman tasını, tarağını toplamadan yola çıktı ve komşu çiftliğe doğru yöneldi. Orada özgün düşünme yeteneğine sahip bir arkadaşı vardı ve Mustafa, onu sokakta bırakmazdı. Gerçek arkadaş zor günde belli olurdu. İyi günde pasta ikram eden, kötü günde lokmanı elinden alana ben gerçek arkadaş demem diyordu, Süleyman.
Mustafa, Süleyman'ı güler yüzle karşıladı. Süleyman olanları anlatınca çok üzüldü. Daha sonra ikisi birlikte Zübeyde Hanım'ın yanına gitti ve arkadaşının yatıya kalması için, gerekli izni alması zor olmadı.

Akşam yemeğinden sonra Mustafa ile Süleyman, sohbete daldı. Konu yine ülkenin geleceğiydi. Bir ülke yönetiminde sadece koltuk sahipleri söz sahibi olmamalıydı. Her vatandaş yönetime karışır, fikir ileri sürer ve yorum yapardı. Padişah, kral, imparator, halkın sesine kulak vermezse tacını, tahtını verirdi.  Bir aralık Süleyman şöyle bir soru sordu: Arkadaş, bilmem inanır mısın, tıpkısının aynısı ben de seninle aynı düşünceler içindeyim. Temsilde, ülke yönetimini sana bıraksalar, yönetim düzenin nasıl olurdu?
Mustafa:  " Ben Cumhuriyet ilan ederdim. Millet Meclisi olmalı. Burada çeşitli vilayetlerden gelen temsilciler olmalı. Halk, beğenmediği yöneticiyi değiştirebilmeli. "
Mustafa ile Süleyman sonraki iki gün birlikte vakit geçirdiler. Pek çok konuda fikir alışverişinde bulundular. Çiftliğin avlusunda gezdiler, dolaştılar, yoruldular. Daha ertesi gün Mustafa komşu çiftliğe giderek, Süleyman'ın babasıyla bir görüşme yaptı ve Süleyman'ı affetmesini istedi. Baba, Mustafa'ya, sen çok zeki ve dünyada eşi bulunmaz bir çocuksun. Seni kıracağıma kafamı kırarım, dedi ve oğlunu affettiğini söyledi. Çiftliğe geri dönen oğlunun fikirlerine her zaman önem verdi. Anlattıklarını dikkatle dinledi.

SON

Atatürk'ün Çocukluğu - Ezgi Yayınları - Yayın Yılı: Aralık 1994


48
Tarih / Ynt: Atatürk'ün Çocukluk Anıları 2
« : 10 Haziran 2025, 12:47:51 »

ATATÜRK'ÜN ABİSİ AHMET
Annesi oğlunu bakkala yollarken: Ahmet, dededen yarım kilo yoğurt alıver, dedi. Akşama size bir sürprizim var. Hamur işi hazırlayacağım ama pide mi, börek mi, asla tahmin edemezsin.
Bunun üzerine Ahmet: Yoğurt alırım ama hani para? Sen para vermezsen, ben yoğurt alamam. Pidedir, börektir hazırlayamazsın.
Zübeyde Hanım: Aman oğlum, elimde hazır para olmasa ben senden yoğurt almanı ister miyim? Al şu paraları, yeter de artar bile.
Ahmet tencereyi alıp bakkala doğru yola çıktı. Paralar cebinde şıngırdıyordu. Bakkaldan içeri girdiğinde bir heykel gibi donakaldı. Dede, tezgahın üstüne kollarını koymuş, başını elleri arasına almış, uyukluyordu. Ahmet sessizce bekledi. Sağa-sola bakındı. Ekmek dolabını açıp kapadı. Bez perdeyi açtı. Peynir almaya geldiğinde dede oradan peynir verirdi. İki teneke vardı. Biri açıktı ve bir miktar peynir satılmıştı. Bakışları tezgaha yöneldi. Kavanozlar içinde türlü tevir şekerleme vardı. En çok sevdiği pişmişti. Bu yumuşak şekerlerden her gün bir kavanoz yese bıkmazdı. Sonradan dede uyandı. Ne oldu, oğlum, ne istemiştin, dedi.
Ahmet: Ben yarım kilo yoğurt alacaktım, dedi.  Ahmet yoğurdu aldıktan sonra eve doğru yöneldi. Annesi pide veya börek hazırlasa ne fark ederdi? İkisi de hazır yemekti ve yanında ayran olsa cana can katardı.

--------------------------------------------------------

ATATÜRK'ÜN ABİSİ ÖMER 
Ali Rıza Bey'den olma Zübeyde Hanım'dan doğma Ömer 8 yaşındaydı. Kuşpalazı (difteri) salgını vardı. O günlerde Mustafa 2 yaşındaydı.
Bir gün Mustafa Kemal'in abisi Ömer yaşıtı Celal ile evlerinin bahçesinde geziniyordu. Celal birdenbire: Bak Ömer, şu yılanı görüyor musun? Ben bu yılanı alır, parmağımın ucunda sallarım, dedi. Yılan dediği parmak kalınlığında, iki karış boyundaydı.
Ömer: Aman, Celal, bırak yılanı gitsin, sana ne zararı var, dedi.
Celal: Öyle deme Ömer, bu yavru yılan büyür, piton olur. Sen 2 metre olsan, bu yılan 10 metre olur. Yıllar sonra sen adam olsan da fark etmez. Bu yılan seni yakalar ve yutar, dedi.
Aradan dakikalar geçti. Celal, yavru yılanı sallamaya devam etti. Ta ki Celal'den bir ah sesi duyulana kadar. Ömer hızla sağına döndü. Celal diz çökmüştü ve sağ eli morarıp şişmeye başlamıştı.
Ömer, yılanın başını tuttu ve sıktı. Yılanın gücü azalmıştı. Sol eliyle yılanın kuyruğunu tuttu. Ters istikamette döndürerek, Celal'le yılanı birbirinden ayırdı. Yılanın başını taşla ezdi. Bir koşu gidip babası Ali Rıza Bey'i yardıma çağırdı. Ali Rıza Bey, Celal'in koluna ısırığın biraz yukarısından mendiliyle sıkma uyguladı. Kanayan yeri emdi, tükürdü. Bu işlemi defalarca tekrar etti. Baygın Celal kendine gelmeye başladı. Ali Rıza Bey'in dudakları hafiften şişmeye başlamıştı.
Bir kaç gün sonra her şey normale döndü. Celal olanları unutmuş, hayatın akışına kapılmış, savrulup gidiyordu. Ömer, arkadaşını kurtardığı için, babasına teşekkür etti. Geri planda olanların takipçisi Mustafa geleceği şekillendireceği günleri düşünüyor ve gülümsemeye çalışıyordu.

SON


49
Tarih / Atatürk'ün Çocukluk Anıları 2
« : 10 Haziran 2025, 12:47:29 »

 
ATATÜRK'ÜN ÇOCUKLUK ANILARI - KARDEŞİM MUSTAFA
Ali Rıza Bey'den olma Zübeyde Hanım'dan doğma 1874 tevellütlü Selanikli Ahmet 9 yaşındaydı. Yanında 8 yaşında olan kardeşi Ömer ve 2 yaşında olan Mustafa vardı. Askercilik oynuyorlardı. Ahmet kardeşlerini uygun adım yürütürken, sol sağ, sol sağ yarın bayram olsa diyordu. Aradan zaman geçti. Ömer yoruldu, eh Ahmet de yoruldu. Dön, dön, nereye kadar. Mustafa yorulmadı, dönmeye devam etti. Ahmet, Mustafa'ya laf olsun diye seslendi: Mustafa, bir otur, dinlen. Sen döndükçe biz yorulduk. Sonunda Mustafa söz dinledi ve bir köşeye oturdu. Ahmet ile Ömer daha sonra kalktı ve yürümeye devam etti.

----------------------------------------------------------

ZÜBEYDE HANIM'IN ÇOCUKLARI
Ahmet, Ömer ve Mustafa evin bahçesinde oynuyordu. Birden ortalık Ömer'in çığlıklarıyla inledi. Yetiş Ahmet abi, beni arı soktu. Ahmet yakındaydı, yerden bir dal parçası alıp, kardeşi Ömer'in çevresini saran yaban arılarına saldırdı. Yaban arıları sağa-sola kaçıştı. Ömer hızla eve girdi ve kapıyı kapadı. Biraz sonra Ahmet de eve girdi ve odasına saklandı. Bahçede Mustafa kalmıştı. Mustafa 2 yaşındaydı ve hayata dolu gözlerle bakıyordu. Yıllar sonra Mustafa Kemal adını alacak ve vatanına saldıran düşmandan kaçmayacaktı. Tıpkı 2 yaşında yaban arılarından kaçmadığı gibi.   

----------------------------------------------------

KOBRA
Yıl 1883. Ali Rıza Bey 44 yaşında, oğlu Ömer 8 yaşındaydı. Birlikte yenice tayin edildiği Çayağzı'ndan Selanik'e dönüyordu. Ali Rıza Bey birden patika yolda bir kobra gördü. Kobra diklenmiş ve yerden yüksekliği 1.5 metre kadardı. Ali Rıza Bey, oğlunu kolundan tuttu: Dur Ömer. Bu kobra yılanı. Çok sinirli. Üstüne yürümek yanlış olur. Belki yakında yavruları vardır. Çevresinden dolaşacağız.
Ali Rıza Bey ile Ömer geniş bir yay çizerek kobrayı arkalarında bıraktılar ve Selanik Yenikapı'daki evlerine  döndüler. Ali Rıza Bey kobra olayını anlattığında Zübeyde Hanım şöyle dedi: Baba oğul çok büyük tehlike atlatmışsınız. Böylesi zehirli bir yaratıktan uzak geçmek doğrudur.

--------------------------------------------------

ATATÜRK'ÜN ABLASI FATMA
Fatma, Selanik'teki evde oyuncaklarıyla oynuyordu. Pek çok oyuncağı vardı ve en çok annesinin yünden ördüğü oyuncak bebeğini seviyordu. Bebeğiyle konuşuyordu ama onun karşılık vermemesi Fatma'yı üzüyordu. Fatma'nın bir gün canına tak dedi ve annesine seslendi:  " Anne, bu bebek konuşur diyordun ama şimdiye kadar benimle hiç konuşmadı. "
Annesi Zübeyde Hanım:  " Kızım, belki bugün konuşacak ve sana merhaba diyecek. Ne biliyorsun? "
" O zaman konuşsun ve bana merhaba desin. "
Zübeyde Hanım, sesini incelterek ve çocuk sesi taklidi yaparak konuştu: " Fatma, nasılsın? Ben senin bebeğinim ve seni çok seviyorum. "
Fatma beyninden vurulmuşa döndü ve bebeğinin konuşması onu çok sevindirmişti. Annesine seslendi: " Anne, duydun mu? Bebeğim konuştu ve ben şimdi çok mutluyum. "
Fatma 4 yaşındaydı ve hayata gülen gözlerle bakıyordu. Bebeği işte konuşuyordu. Fatma bebeğiyle Selanik sokaklarında özgür ve mutlu olarak koşabilecekti.

SON

Atatürk'ün Çocukluğu - Ezgi Yayınları - Yayın Yılı: Aralık 1994


50
Tarih / Çanakkale'de Mustafa Kemal - Anzak Koyu
« : 12 Nisan 2025, 05:53:20 »

ÇANAKKALE' DE MUSTAFA KEMAL
25 Nisan 1915 tarihinde Arıburnu'na  ( ANZAK KOYU ) Anzaklar çıkartma yapmıştı. Saat gece 24.00' te Kaymakam ( Yarbay ) Mustafa Kemal dinamit torbasını yanına aldı. Bu iş için, kimseye güvenememişti. Gece karanlığında sessizce siperlerin arasından süzüldü. Tepeyi  aşıp sahile inmesi gerekti. Düşman çıkartma yaptığı sahilin etrafına pek çok nöbetçi koymuştu. Nöbetçilerin hal ve hareketlerini bir süre izlemeli ve her şeyden emin olduktan sonra, kampa nüfuz etmeliydi.

Gün dönmüş ve yeni gün yol alıyordu. Saat sabaha karşı 03.00 olmuştu. Mustafa Kemal, Anzakların orta yerdeki büyük cephanelik çadırına yan taraftan girdi. Nöbetçiler, ön kapı tarafındaydı. Konuşmaları duyuluyordu. Mustafa Kemal fitili uzun olan dinamiti çakmak taşlarını birbirine sürterek çıkardığı kıvılcımla tutuşturdu. Diğer dinamitlerin fitilini ateşlemek zor olmadı. Dinamitleri cephanelik çadırının dört  köşesine yerleştirdikten sonra girdiği yerden dışarı çıktı. Bir an önce buradan gidebildiği kadar uzağa gitmeliydi. Az sonra dinamitler kampı yok edecekti. Gök gürültüsünün milyon katı büyüklüğünde bir patlama Çanakkale Boğazı'nı sardı. Patlama güvenlik sınırları dışına çıkmasına ramak kalan Mustafa Kemal'i boş geçmedi. O'nu yere düşürdü. Mustafa Kemal çabucak toparlandı fakat elbiseleri toz içindeydi. Aylardır Çanakkale'deydi ve  üstü başı toz topraksız günü olmamıştı.

Özellikle Çanakkale Savaşlarında dört gün, beş gün uyumamak Mustafa Kemal için, sıradan bir olaydı. Şu gece dahil dört gecedir başını yastığa koymamıştı. Atına biner, o tepe senin, bu tepe benim koşturur dururdu. Gece yarısında yeni günün planını yapardı. Ben düşman komutanı olsam nereden çıkartma yapardım, diye düşünürdü. O bölgeleri muhakkak kontrol eder ve gerekli önlemi alırdı.
Mustafa Kemal daha sonra karargaha döndü. Patlamanın gürültüsüne Türk askerleri ayaklanmış ve tepeden aşağı ışıldayan gözlerle bakıyordu. Bu patlama da neyin nesiydi? Kampı darmaduman etmişti. Korkudan Türkler geliyor deyip kendini gemilerden boğazın soğuk ve karanlık sularına atan Anzaklar vardı. Madem Türklerden bu kadar korkuyorsun, İngiliz'e kanıp neden dünyanın bir ucundaki Avustralya'dan kalkıp Çanakkale'ye gelir ve Mustafa Kemal'e çarparsın  be Anzak?
Türk subayları ve askerleri, Mustafa Kemal'i o halde görünce patlamanın sebebini anladı. Bu dünya tarihinin ve Çanakkale Savaşı'nın dönüm noktasıydı. Orada bulunanlar Mustafa Kemal'i tebrik ettiler. Böyle bir komutanları olduğu için, gurur duydular. Şimdi geleceğe daha bir umutla bakıyorlar ve Çanakkale'nin geçilemeyeceğine inanıyorlardı.

SON

Atatürk Anıları - Ezgi Yayınları - Yayın Yılı: 1996



51
ilginç ve Garip Olaylar / Arap Dede - Serdar Yıldırım
« : 05 Mart 2025, 05:50:14 »

ARAP DEDE
Bundan yıllar önce ben on iki yaşındayken annemle bir yaşlı kadının evine misafirliğe gitmiştik. Ev iki katlı ahşap bir evdi. Girişte kocaman tahta kapı vardı. Kapıdan girince zemin kat topraktı. Birkaç adım sonra tahta merdiven önüne geliniyor ve yukarı çıkılıyordu. Zemin katın ortasında kenarları demir, tahtadan kocaman bir kapak dikkatimi çekti. Demek ki, oradan yeraltına iniliyordu. Acaba orada ne vardı?
Yukarı çıktık. Nasılsın, iyi misin faslından sonra, annemle o yaşlı kadın koyu muhabbete daldılar. Çay, bisküvi ikramı derken, yaşlı kadın Arap Dede’den bahsetmeye başladı ve şunları söyledi: “ Arap Dede, benim kocamdı. Yıllar önce vefat etti. Evin yanındaki İnegöl Sinan Bey camisinde imamlık yapıyordu. Vasiyeti üzerine girişteki zemin katın altına gömüldü. Oradaki tahta kapak mutlaka dikkatini çekmiştir, Serdar. “
“ Girişte hemen fark ettim. Orada mı yatıyor Arap Dede? “
“ Sen çok uyanık bir çocuksun. Bu anlatacaklarımı unutma. “
“ Hele sen anlat. Merak etme unutmam. “
“ Her sabah zemin katın altına inip Arap Dede’nin kabri başında Fatiha okurum. Takunyalarının biri orada, biri buradadır. Onları yan yana koyarım. Su ibriği yarıya kadar su doludur. Onu tekrar ağzına kadar doldururum. Duvarda tahtadan bir askı vardır. Orada asılı ıslak havluyu temiz, kuru bir havluyla değiştiririm. Kısaca Arap Dede gece kalkıp abdest alıp, namaz kılıyor. “

Derin bir sessizlik oldu. Birkaç dakika konuşan olmadı. Sessizliği yaşlı kadın bozdu: “ Hadi desen ki Arap Dede kalkmıyor, farz et ki, fareler diyelim, fareler takunyaları /Takunya: Tahtadan yapılmış bir tür terlik / dağıtıyorlar. İbrikten su içiyorlar. Birazını yere döküyorlar. İbriğin etrafı hep ıslak oluyor. Yerden belki 1.5 metre yüksekteki havlu nasıl ıslanıyor, duvara asılı askı kuru olduğu halde? Ben inanıyorum Arap Dede’nin geceleri kalkıp abdest alıp namaz kıldığına. “
Olayı yıllar içinde bilmem kaç defa tanıdıklara, arkadaşlara anlattım. Bir kişi bile çıkıp böyle şey olmaz demedi. Nedeni bilinmez bir korku duydukları kesin. İnsanlar nedense böylesine dini konuları derinlemesine irdelemeye yanaşmıyorlar. Hoca, imam, hafız gibi dini konularda eğitim görmüş insanlarla konuşurken bir konu hakkında çerçeveyi genişletmeye çalıştığımda: Sus, öyle şeyler söyleme, günaha girersin diye tepki gösterenlerle ve çatılmış kaşlarla karşılaştım. Benim kalbimde kötülük yok niye günaha gireyim? Araştırmak, soruşturmak, öğrenmeye çalışmak kötü bir şey mi? Soru sormayan ne öğrenmiş? Her neyse ben de yıllardır Arap Dede’nin geceleri kalkıp namaz kılıp kılmadığını gerçekten merak eder dururum.

BİTTİ

Yazan: Serdar Yıldırım


52
Tarih / Ynt: Ya Atatürk Olmasaydı? - Serdar Yıldırım
« : 05 Mart 2025, 05:47:24 »

DEVRİM ATEŞİ VE ATATÜRKÇÜLÜK
Dünya Halkları' nın kardeşliği için,
Çalışan devrimciler,
Işık tutan insanlığın geleceğine
Kültür yolunu aydınlatan,
Baskıdan, zorbalıktan uzak,
İnsan yaşantısına karışılmaz,
Bilinci üstüne kurulan,
Atatürkçü fikir ve düşünce sistemi.
* * * *
Bir arkadaşımla akşamdan başlayan,
Sabaha kadar süren konuşmalarda,
Beni sessizce dinleyen ilk zamanlar
Tamirci arkadaşımın,
Gecenin bir vakti aniden beliriveren
Çakmak çakmak bakışları:
Kimse karışamaz yediğime, içtiğime
Teklif bile sunulamaz bu konuda
Dediğini unutamadım.
* * * *
Kırtasiye dükkanımın yanına
Tamirci dükkanı açtığında,
Hayatın akışına kapılıp,
Savrulup gitme durumu vardı.
Zamanla gerçekleri öğrendi, bilinçlendi.
Araştırdı, anlattıklarımın doğruluğuna inandı.
Atatürk, en büyük devrimcidir, dedi.
Önde gelen savunucusu oldu devrimciliğin
Sonraki konuşmalarda bir ben söyledim, bir o anlattı.
Anlattıklarıyla kültür yolunu aydınlattı.
* * * *
Aradan 5 yıl geçti.
Arkadaş, o dükkandan taşındı.
Rahatsız oldum ben anılardan
Hesap ettim ayları gün diye
Ben de dükkanımdan taşındım.
* * * *
Sonradan görüşmemiz devam etti.
Yeni dükkanında rahatsız ettim genelde ben arkadaşı
Konuşmamız devam etti akşamdan sabaha
Engelleri yıktık, kötüleri cezalandırdık.
* * * *
1994-95-96 yıllarında İstanbul'a gittim.
Yayınevleri beni pas geçti.
İngiliz, fransız olsan
Kitap olarak basardık hikayelerini
Türk'sün, yazdıklarını çöpe at, dediler.
* * * *
3-Eylül-1997 yılında Ayla ile evlendim.
38 yaşındaydım, internet böylesine yaygın değildi.
1999 yılında oğlum Serkan dünyaya geldi.
Tamirci evime geldi birkaç ay sonra
Araba almış, yanında 4 işçi çalıştırıyormuş.
Bankada param var, iki katlı villa aldım, dedi.
Nasıl böyle zengin oldun, dedim.
Hep senin anlattıkların,
Soruları cevapladım, olayı çözdüm, dedi.
* * * *
Cevabını bulamadım ben soruların
Babam öğretmendi, zor geçiniyordu.
Ben şimdi zar-zor geçiniyorum.
Gün gelir bir somun ekmek bana yeter.
Ben devrimciyim ve Atatürkçü kalmak istiyorum.
* * * *
Neden bunları yazıyorum?
Önemli olan, insanlığın geleceği.
Hiçbir canlı isteyerek dünyaya gelmez
Milliyetini, dinini seçme şansı yoktur.
Bütün dinler, taraftarına cennet vaat eder.
Her din kendi dininin en üstün olduğunu öne sürer.
* * * *
Atatürk Şiirleri yazıyorum şu son 6 yıldır
Kıyısından, köşesinden olaya girmek zorundayım.
Bazı konularda yapılan hataları onarmak zorundayım.
İnsanlığın geleceği üstüne yapılan kurgunun ayarını yapmak zorundayım.
Bu fikirleri yüzlerce, binlerce insana ulaştırmak zorundayım.

SON

Yazan: Serdar Yıldırım

53
Tarih / Ynt: Ya Atatürk Olmasaydı? - Serdar Yıldırım
« : 05 Mart 2025, 05:46:38 »

ATATÜRK GİBİ OLMAK
Halktan yana olmak
Halkla birlikte olmak
Yanlış kararlar alıp
Halkın nefretini kazanmamak.
* * * *
Öz güven sahibi olmak
Güvenmek halka
Halkın istemediği bir durumun
Asla izin vermemek yaşanmasına.
* * * *
Atatürk gibi olmak
Savaşta ve barışta
Halkın canını
Kendi canından üstün saymak.
* * * *
Atatürk gibi olmak
Bir tek vatandaşının canına
Kefil olmak
Koruyamıyorsan vatandaşını
Görevini bırakmak.
* * * *
Atatürk gibi olmak
Tarımda ve hayvancılıkta
Anadolu'nun ve Trakya'nın
Dünyada ön sıralarda olmasını sağlamak.
* * * *
Yönetimine geldiğin
Dünya durdukça var olacak
Türkiye Cumhuriyeti'nin
İleri gitmesini sağlamak.
* * * *
Atatürk, Atatürk demek
Atatürk ilke ve devrimleri
Işığında yolunu aydınlatmak
Başka her yolun karanlık
Olduğunun farkına varmak.

SON

54
Tarih / Ynt: Ya Atatürk Olmasaydı? - Serdar Yıldırım
« : 05 Mart 2025, 05:46:10 »

MUSTAFA KEMAL GERÇEK, GERİSİ YALAN
İngiliz'in izniyle yunan
Batı Anadolu'yu etti talan
İmkansızı mümkün kılan
Mustafa Kemal gerçek, gerisi yalan.
 *            *            *            *
Batı Anadolu' da çok can aldı yunan
Evleri yağmaladı, köyleri yaktı
Efeler, yunan için, dağa çıktı
Yunanla savaştı, bu vatan bizim, dedi.
*             *              *              *
Cepheye geldi takviye kuvvetler
Zafer naraları attı yunan
Çarpışmalar şiddetli geçiyordu
Efeler, giderek azalıyordu.
*            *              *              *
Kurtuluşun bir yolu olmalıydı
Anadolu yunana teslim edilemezdi
Halk, bir bütün olarak harekete geçmeliydi
Ancak halka bir önder gerekliydi
Mustafa Kemal olabilir miydi bu önder?
 *             *              *              *
Doğuda az bir kuvvetle rusları durduran
Çanakkale'de ingiliz ve fransızları bozguna uğratan
Yurdun her karış toprağını kahramanca savunan
Mustafa Kemal olabilir miydi?
*              *                *                *
Mustafa Kemal, Anadolu halkını harekete geçirdi
Onlardan seninleyiz mesajını aldı
Büyük Taarruz'da en öndeydi ve ileri atıldı
Pek çok can O'na göğsünü siper etti
O yaşamalıydı ve Anadolu düşmandan kurtulmalıydı
*                *                *                *
Güveni boşa çıkarmadı Mustafa Kemal
Perişan etti yurduna saldıran düşmanları
Kurtulanlar, ülkelerine zorlukla kaçtı
Geride kalanlar için, acı son vardı

SON


55
Tarih / Ya Atatürk Olmasaydı? - Serdar Yıldırım
« : 05 Mart 2025, 05:45:41 »

YA ATATÜRK OLMASAYDI?
Anadolu'da kilise çanları çalardı
Etnik azınlık Türkler, bundan rahatsız olurdu
Kiliseye çevrilirdi camiler
Duyulmazdı ezan sesi.
-            *            *            *
Papazlar, hayata yön verirdi
Taç giydirirdi krallara
Beşe bölünen Anadolu'da
Beş krallık hüküm sürerdi.
-            *            *            *
İngiliz, Fransız, İtalyan
Anzak ve Yunan Krallığı
Anzaklar kimdir derseniz
İngilizler tarafından
Getirilen Çanakkale'ye
Avustralya yerlileri.
-            *            *            *
Ey şimdiki zamanda yaşayan insan,
Sen hayatta olmazdın
Baban, annen var olmazdı
Bu dünyaya gelmezdi onlar
Seni dünyaya getirmek için,
Geleceği ezmezdi.
*            *            *            *
Atatürk ilkeleri ve devrimleri
Işığında yolunu aydınlat
Sana başka önder gerekmez
Atatürk olmalı tek önderin.

SON

Yazan: Serdar Yıldırım

56
Tarih / Atatürk Yıldız Olmuş - Serdar Yıldırım
« : 20 Aralık 2024, 04:47:02 »

ATATÜRK YILDIZ OLMUŞ
Atatürk yıldız olmuş
Anadolu'yu aydınlatan
Atatürk yıldız olmuş
Dünya'yı aydınlatan.
*        *        *        *
Çok büyük ve görkemli
Eşine rastlanmayan
Bir rakibi olmayan
Can üstüne can katan.
*        *        *        *
Atatürk yıldız olmuş
Yüreği sevgi dolu
 Atatürk yıldız olmuş
Beyni insanı seven.
*        *        *        *
Fetihe yanlış diyen
Milletleri kollayan
Çağ üstüne çağ atlayan
Atatürk yıldız olmuş.

SON

-----------------------------------

YILDIZLAR SÖNMEZ
Yıldızlar sönmez
Atatürk bitmez
Sen unutulursun
Atatürk unutulmaz.
*        *        *        *
Atatürk vatan sevdasındaydı
Çok seviyordu vatanını
Saldıran düşmana karşı koydu
Düşmanla savaştı, onu yendi.
*        *        *        *
Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran
Atatürk'ü neden sevmiyorsun?
Bir ömür bağışladığı için mi,
O'nu kabul etmiyorsun?
*        *        *        *
Yanlışa düşme bundan sonra
Atatürk'ü önder kabul et
Çağdaş uygarlık yolunda
Bir adım da sen at.

SON

---------------------------------------

BOMBA YAĞMURU ALTINDA
Bomba yağmuru altında
Sürdürmek yaşamını
Sonsuzluk ölçüsünde
Ortaya koymak canını.
*        *        *        *
Ne varsa insanların korktuğu
Bir torbaya doldurup
Atmak Çanakkale'nin
Söz dinlemez sularına.
*        *        *        *
Kışlar sert geçer boğazda
1.5 yıl Çanakkale'de
İngiliz, fransız savaş gemilerinin
Ömür törpüsü bombalarının
Katlettiği güzelim askerlerin.
*        *        *        *
Bunlar binlerce, on binlerce
Anadolu için, genç nesiller için,
Vazgeçtiler yaşamlarından
Çocukları ve torunları
Özgür ve bağımsız yaşasın diye.
*        *        *        *
Ey yeni neslin
Özgür ve bağımsız insanı
Çanakkale'de senin için,
Feda ettiler yaşamlarını
Sen bağırarak söylesene
Özgürlük türküsünü.

SON

-----------------------------------------

29-12-2023 tarihinde oynanamadı.

SÜPER KUPA FİNALİ
Çok iyi vurdular topa
Elediler takımları
Hedefleri Süper Kupa
Hak ettiler alkışları.
*        *        *        *
İsimleri FB.  GS.
Seyirciler maça gelse
Futbolcular sahaya çıksa
Açılsa  Atatürk pankartları.
*        *        *        *
İstiklal Marşı okunsa
Stada coşku dolsa
Seyirciler bir coşsa
Ne dert kalır ne korku.
*        *        *        *
Bütün bunlar olmadı
Takımlar sahaya çıkmadı
Maç oynanmadı
Türkiye'ye dönüldü.
*        *        *        *
İstiklal Marşı yasak
Atatürk pankartı yasak
Ey Arabistan, Arabistan
Şu yasaklardan bir kurtulsan.

SON

---------------------------------------------

ATATÜRK'Ü ÖRNEK ALDIM
Kendime Atatürk'ü örnek aldım
Yalnız kalmadım zirve yolunda
Benden ayrılmak istese de özlemlerim
Tutkularım bizi bir arada tuttu.
*                *               *                *
Fikrini söylemiştir Atatürk her konuda
Yönlendirmiştir gelecek nesilleri
İnsanlar mutlaka NUTUK'u okumalıdır
NUTUK ışığında yolunu bulmalıdır.
*                *               *                *
Araştırmalıdır Atatürk'ün hayatını
Olmalıdır konu hakkında bilgi sahibi
Atatürk'ü önder kabul etmelidir
İyiye, güzele doğru yol almalıdır.

SON

-------------------------------------------

BEN TÜRKLÜĞÜ KURTARMA SEVDASINDAYIM
Her millet kendi bayrağı altında özgür ve bağımsızdır
Boyunduruğu altına giremez bir millet başka bir milletin
Fikirler başkadır, düşünceler farklıdır
Fikirler değiştirilemez tehditle, zor kullanmayla.
*                *               *                 *
Sen şuna inanıyorsun diye herkesten aynı davranışı bekleme
Belki o şuna değil, buna inanıyordur
Kıvrımları farklıdır insan beyninin
Bir başkası yeşil diyebilir senin mavi dediğine.
*                *               *                 *
Irkını, kimliğini, kişiliğini araştır
Bakalım sen bu araştırmada hangi seviyedesin
Zirvede zannederken sen kendini
Yeraltı mağarasında uyukluyor olabilirsin.

SON

Yazan: Serdar Yıldırım

57
Tarih / Bir Davet Var - Serdar Yıldırım
« : 20 Aralık 2024, 04:44:31 »

BİR DAVET VAR
Gelin Atatürkçü olalım.
Özgürlük yolunda adım atalım.
Çevremize mutluluk saçalım.
İyinin iyisi biz olalım.
*            *            *            *
Fikir ve düşünce bakımından
Yaşam ve yaşam biçimi bakımından
Hayatta yaratılan tarz bakımından
Dünya durdukça örnek olalım.
*            *            *            *
Ben Atatürkçüyüm, başkası beni ilgilendirmez.
Atatürk ilkeleri ve devrimleri dışında
Fikirler beni etkilemez.
İlkelerinin savunucusu olalım.
*            *            *            *
Hayatı birlikte sorgulayalım.
Gerçek olan nedir, bunu araştıralım.
Hayal ile gerçeği birbirinden ayıralım.
Atatürk hayatın gerçeği diyelim.
*            *            *            *
Atatürk zaman saatini kurdu.
Anadolu'yu düşmanlardan kurtardı
Türkiye Cumhuriyeti'ni kurdu.
Atatürk dünyaya örnek oldu diyelim.

SON

-----------------------------------------------   

GÜZEL İNSANLAR
Bunlar güzel insanlar
Atatürkçülüğü savunuyorlar
Bunlar güzel insanlar
Biz Atatürkçüyüz diyorlar.
*            *            *            *
Atatürk ilkeleri ve devrimleri ışığında
Çalışmalar yapıyorlar
Türkiye Cumhuriyeti'nin medeni milletler
Seviyesinin üstüne çıkması için, çaba sarf ediyorlar.
*            *            *            *
Bu güzel insanları sevelim, onları koruyalım
O fikirlerin en büyük savunucusu olalım
Sessiz kalmakla olmaz, sesimizi yükseltelim
Atatürk, Atatürk, Atatürk diyelim.
*            *            *            *
Osmanlıyı ingiliz yıktı, ingilize direnelim
İngilizle savaşıp yenen Atatürk'e şükredelim
Anadolu'da ingiliz taraftarı varsa
Bunları aramızdan söküp atalım.

SON

-----------------------------------------------

VATANSEVER OLMAK
Vatanına ihanet etmemek
Sana ekmek ve su veren
Eli ısırmamak
O ele saygı duymak
O elin sahibini
Özlemle hatırlamak.
*            *            *            *
Sekiz yıl ailesinden uzak kalan
Savaşlarda yaralanan
Aç kalan, susuz kalan
Ülkesini işgal eden düşmanları
Sonunda bozguna uğratan
Dünyada emsal teşkil eden
Baskı altındaki milletleri ayaklandıran
O başardı, biz de başarırız dedirten
Büyük kurtarıcı, büyük devlet adamı
Mustafa Kemal Atatürk.
*            *            *            *
İnsan olmanın nimetlerinden yararlanma
Akıl ve fikir yetilerini kullanma
Özgün düşünme yeteneğini kullanarak
Hiçbir baskı altında kalmadan
Atatürkçüyüm demelisin.
*            *            *            *
Atatürkçü olmak bir erdemdir
Atatürkçü olmak bir fazilettir
Atatürkçü olmak hayatın anlamını kavramaktır
Atatürkçü olmak aydınlık yarınlara ulaşmaktır.

SON

-----------------------------------------------

ATATÜRK DEVRİMLERİ
Devrim değişimdir, çağdaşlaşmadır, medenileşmedir
Devrim kültürdür, bilgidir, akıldır
Devrim olağanüstüdür, reddedilemez bir karakterdir
Devrim aklın ve mantığın kabul etmediğini ortadan kaldırandır.
*                    *                    *                    *
Devrim yapan milletler gelişmiştir, modernleşmiştir
Devrim yapmayan milletler akıl ve fikir yetisinden yoksundur
Onlar doğru ile yanlışı birbirinden ayıramamıştır
Dış güçlerin etkisiyle ya savaş halindedir ya da bölünmüştür, parçalanmıştır
*                    *                    *                    *
Bin yıllık, iki bin yıllık bir taş özelliğini kaybeder
Eski zamanlara  göre, daha bir kırılgandır
Dünya görüşü olarak, yaşam kalitesi olarak
Gerçek olarak, yaşadığın yıllara yakın bir dünya görüşünü benimsemektir.
*                    *                    *                    *
Bu dünyanın güneşi ve ayı bellidir
Bu dünyanın gündüzü ve gecesi bellidir
Ben bu dünya yok olmadan, evren dağılmadan
Geleceğimizin ne olacağının peşindeyim.
*                    *                    *                    *
Şu durmadan kurulup dağılan evrende
Ben hiçbir zaman boşa nefes almadım
Ben bu dünyaya yalan dünya demedim
Dünya yalan olmadı, gerçek işte karşımda.

SON

Yazan: Serdar Yıldırım



58
Tarih / Ynt: Benim Adım Selanik Şiiri- Serdar Yıldırım
« : 20 Aralık 2024, 04:41:38 »

BENİM ADIM GÜZELYALI
Ben Bursa Güzelyalı'yım!
Kabul ettim Selanik'in
Kardeş şehir olma teklifini
Benim de tarihteki yerim
Eskidir Selanik kadar.
*        *        *        *
Fikir çubuklarım ulaşır
Antik çağlara
Gövde gösterisi de yaparım
Birlik olup Selanik'le
Atatürk'ü sevmeyenlere
Atatürk'ü anlatır
Sevdiririm Atatürk'ü.
*        *        *        *
Ey Atatürk'ü sevmeyen şahıs
Sen Çanakkale'de bulundun mu?
Anafartalarda, Conkbayırı'nda
Atatürk'ün düşmanla nasıl
Savaştığını gördün mü?
*        *        *        *
Büyük Taarruz'da
Geliyor Mustafa Kemal diye
Yunan ordusunun
Arkasına bakmadan
Nasıl kaçtığını gördün mü?
*        *        *        *
Ey geniş yürekli insan
Yaşıyorsan, bir ailen varsa
Çocukların varsa
Atatürk'e borçlusun bunu.

SON

---------------------------------------

EY TÜRK GENÇLİĞİ
Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti'ni
Emanet etti Türk gençlerine
Türkiye Cumhuriyeti'ni
Korumalısınız ve kollamalısınız, dedi.
*            *            *            *
Kalmadı gözü arkada
Gençler, Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyeti
Korudu ve kolladı.
Cumhuriyet düşmanlarına
Karşı savaştı ve galip geldi.
*            *            *            *
Atatürk Çanakkale'de
Taşıdı canını cebinde
Atatürk Çanakkale'de
Siper etti askere göğsünü
Dünya tarihinin en karanlık
Bir buçuk yılında
Çanakkale'ye saldıran düşmana karşı koydu
Savaştı, aç kaldı, susuz kaldı
Yenilmedi, galip geldi
Bu muhteşem galibiyeti
Türk Gençliği'ne emanet etti.
*            *            *            *
Ey Türk Gençliği,
Yarın sizin, karanlıkta mı kaybolmak
Aydınlıkta mı kalmak istiyorsunuz?
Tercihinizi aydınlıktan yana kullanmalısınız
Karanlığı kovmalısınız, aydınlıkla buluşmalısınız.

SON


59
Tarih / Benim Adım Selanik Şiiri- Serdar Yıldırım
« : 20 Temmuz 2024, 12:59:49 »


BENİM ADIM SELANİK
Ben dünyanın göz bebeğiyim!
Benim adım Selanik!
Evren kuruldu, dünya kuruldu
Sonra ben kuruldum!
Ben dünya kurulumunun
Son çağ aşamasındaki
Güçlü torpidosuyum!
*        *        *        *
Ayaklar baş olmadan
Firavunlar taş olmadan
Gece açan çiçek
Gündüz solmadan
Zübeyde Hanım'dan
Mustafa Kemal doğmadan
Ben hep vardım, ben Selanik'im!
*        *        *        *
Mustafa 1881 yılında doğdu
Sonra Mustafa Kemal oldu
Mustafa Kemal Atatürk olacaktı
Aradan 53 yıl geçmesi gerekti.
*        *        *        *
Farkedemedim ben bile
Mustafa'nın Atatürk olacağını
Yurdu istila edilmiş milletlerin
Baştacı olacağını.
*        *        *        *
Mustafa Kemal yoklukla savaştı
Yoktan yonga kopardı
İnanılmazı gerçekleştirip
Türkiye Cumhuriyeti'ni kurdu.
*        *        *        *
Ey dünya insanları!
Tarih 13-05-2022
Serdar, Bursa Güzelyalı'da
Ben Selanik'im!
Güzelyalı'yı kardeş şehir ilan ettim.

SON

----------------------------------------

BENZEMEZ KİMSE SANA
Benzemez kimse sana
Eşsiz bir kahramansın
Karanlık bir geleceği
Işığınla aydınlatansın.
* * * *
Savaş meydanlarının
Yenilmez kahramanısın
Dünya durdukça
 Aklınla, bilginle var olacaksın.
* * * *
Mertliğin, yiğitliğin
Yeniden doğuşudur bu
Özgürlüğün, bağımsızlığın
Varoluşudur bu.
* * * *
Kuvvetin, kudretin
Bir bedende can bulması
Fetih için, yola çıkanların
Vazgeçmesidir bu.
* * * *
Olmamalı tarih kitaplarında
Bir ülke ordusunun
Başka bir ülkenin
Sınırını geçmesi.
* * * *
Mustafa Kemal Atatürk
Tarihi yeniden yazdı
Ülke savunması hariç
Savaş bir cinayettir, dedi.

SON

-----------------------------------------------

ATATÜRKÇÜ OLALIM
İnsanoğlu dünyaya gelir
Önce bebek, sonra çocuk olur
Genç olur daha sonra
Atasını bilir, Atatürk'ü tanır
Atatürk ilkeleri ve devrimleri ışığında
Yolunu aydınlatır.
*            *            *             *
Hayatı karanlık, sonsuz bir
Mağara olarak düşünsek
Atatürk'ü sevmeyen biri,
Karanlıkta kalır daima
Medeniyet ona yabancıdır
Karanlıktır, kültür yolu.
*            *            *             *
Bilincine varmak insan olmanın
Hayatı iki bilinmeyenli bir denklem
Olarak kabul etmek
Bu denklemlerden karanlık değil,
Aydınlık olanı seçmek
En büyük benim diyebilmek
Giderek büyümek ve sonsuz
Büyüklüğe ulaşabilmek.
*            *            *             *
Ucu, bucağı olmayan
Bu hayat yolunda
Her geçen gün
Büyümek ve güçlenmek
Olayın beyninde patlayıp
İzin vermek beyninde bitmesine.
*            *            *             *
Aklına sahip çıkmak
Atatürkçü olmak
Milyonlarca yıl sürecek
Hayat yolunda
Hayatta kalmak
Hep var olmak.

SON

------------------------------------------

ANADOLU ATATÜRK DOLU
Anadolu Atatürk dolu
Devrimleriyle mutlu
Anadolu Atatürk dolu
Yaşamında huzurlu.
*        *        *        *
Atatürk'ten bize kalan miras
Türkiye Cumhuriyeti
Korumalıyız Türkiye Cumhuriyeti'ni
Teslim etmemeliyiz yaban ellere.
*        *        *        *
Ben yüz yıl değil
Yaşamak isterim bin yıl
Her yıl 60 Atatürk Şiiri yazsam
Bin yılda 60.000 şiir yazarım.
*        *        *        *
60.000 askerlik bir ordu
Gölgesinden korkanlara karşı
Korkutucu bir güç teşkil eder
Onları kendisinden bile korkar hale getirir.
*        *        *        *
Gelin Atatürkçü olalım
Çevremize mutluluk saçalım
Gelin Atatürkçü olalım
Özgür ve bağımsız kalalım.

SON

Yazan: Serdar Yıldırım




60
Tarih / Başkomutan Mustafa Kemal - Serdar Yıldırım
« : 29 Haziran 2024, 12:11:01 »

BAŞKOMUTAN MUSTAFA KEMAL
Osman Gazi, Osmanlı Beyliği'ni kurdu
Zamanla beylik devlet oldu
Padişahlar Türk'tü, halk Türk Halkı'ydı
İmparatorluk içindeki halklar çoğaldı sınırlar genişledikçe.
*                *                *                *
Böylece aradan üç yüz yıl geçti
Saraylar çoğaldı  İstanbul'da, Edirne'de, Manisa'da
Savaşa giden ordunun başında padişah görülmez oldu
Büyük toprak kayıpları yaşandı, Anadolu düşman doldu.
*                *                *                *
Anadolu şahlandı Mustafa Kemal önderliğinde
Bağrına saplanan hançeri söküp attı
Sıkılı bir yumruk olmak, halkın gücüne güç kattı
Sekiz yıl süren Kurtuluş Savaşı zaferle sonuçlandı.
*                *                *                *
Uzun uğraşlardan sonra Türkiye Cumhuriyeti kuruldu
Meclis toplanarak Mustafa Kemal'i Cumhurbaşkanı seçti.
 Meclisin Büyük Kurtarıcı'ya vefa burcu bitmemişti
Ebedi Başkomutan Mustafa Kemal'e Atatürk soyadını verdi.

SON

Yazan: Serdar Yıldırım

------------------------------------------ 

MUSTAFA KEMALCİ OLMAK
İnsanoğlunun yüzyıllardır süregelen
Kalıplaşmış bir düşüncesi vardır
Doğrusu budur diye ortaya çıksan
Göz ucuyla sana bakarlar
Ama yanlışın peşinden giderler.
*                *                *                *
Gözünün önünde bir Mustafa kemal vardır
Senin inandığın kalıpları
Paramparça eden
Daha iyisi, daha güzeli, bu değil mi?
Neden hala parçalanmak istiyorsun?
*                *                *                *
Bir Mustafa Kemal ki, çok büyük ve görkemli
Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük
Savaş kahramanı
Sen kimsin, Mustafa Kemal'i beğenmeyen
Sen tarihin akıl odalarına sığmazsın.
*                *                *                *
Sana Türk olmayandan fayda gelmez
Sen gerçek Türk'ten fayda bekle
Atatürk'ü sevmeyenlerden değil
İnsanlığın en büyük kurtarıcısından
Yardım bekle.
*                *                *                *
Dünya Atatürk'e önem verse
Devrimleri ışığında hareket etse
Savaş bir cinayettir dese
Ne Hitler olurdu, ne Mussolini.

SON

Yazan: Serdar Yıldırım

------------------------------------------------
   

NASIL BİR DÜNYA İSTİYORUM?
Milliyetçiliğin  en üst düzeyde olduğu
Boşlukta sallanmadığı yaşam standardının
Kesin çizgilerle belirlendiği ülkelerin sınırlarının
Komşu bir ülkenin ordusunun
Bu sınırı geçmeyeceğinin güvence altında olduğu
Fethetmeci bir grubun çıkıp da
Ben burayı fethederim
Çağ açıp çağ kapatırım demeyeceği
Bir düşünce sisteminin garantisi olmak istiyorum.
*                *                 *                *
Barış diyelim, sevgi diyelim
Kardeşlik diyelim
Savaş kaçınılmazsa bunu
Bilim ve teknoloji için kullanalım
İnsanlığa çağ atlatalım
Sevgi ve barışın egemen olduğu
Yeni bir dünya kuralım.

SON


--------------------------------------------


CESUR ÇOCUK
Yıl 1915 Çanakkale.
İngiliz ve fransız savaş gemileri
Bomba yağdırıyor, Türk siperlerine
Buna karşılık Türk topçular
Aşağı kalmıyor düşmandan
Hedefi 12'den vuruyor, her atışta
Pek çok gemiyi boğazın
Karanlık sularına gömüyor.
*                *                *                *
Aylardır süren bir savaş bu
Türk subayları arasında
Bir düşüncedir gelişiyor:
Çanakkale'de savaşan
En cesur asker kim?
Tahmin edildiği gibi siperden başını
Aşağı indirmeyen Mustafa Kemal ilk sırada
İkinci kim olabilir?
Bundan doğuyor tartışma.
*                *                *                *
Cepheler arası telgraf yazışmaları
Dur durak bilmiyor
Kocaçimen, Conkbayırı, Anafartalar
Adayımız işte bu, ikinci biziz diyor.
*                *                *                *
Ben de zaman gezgini olarak
Zaman makinemin başındayım
Zaman saatini geçmişe kurarak
Büyük kader değişikliğine sebep olmadan
Yaşanmış yıllara dönülebilir
Bence geleceğe gidilemez.
Yaşanmamış bir geleceğin tekrardan
Yaşanması beklenemez.
*                *                *                *
Çanakkale 1915 telgraf yazışmaları
Zaman makinemin ekranına düşmeye başladı.
Bir göründüm, bir yok oldum.
Çanakkale 1915' e
Zaman ayarını yaptım
Start düğmesine bastım
15-20 saniye içinde
Çanakkale'de olacaktım.
Mert, yiğit, korkusuz kimmiş
Gösterecektim dünya aleme.
*                *                *                *
Çanakkale'ye geldiğimde
Göz gözü görmüyordu siperlerde
Gemilerden atılan bombalar
Tanımıyordu yaşam şansı
Bir inanılmazın içine düşeceğimi
Biliyordum ama inanılmazın bu derece
İnanılmaz olacağını tahmin etmemiştim.
*                *                *                *
Anafartalarda Mustafa Kemal
Denize en yakın siperde
Emirler yağdırıyor, bağırıyor
Sinirli ama çok sinirli
Ben de o siperde belirdim
Baktım ayaktayım, yere yattım
Hedef küçültüm.
*                *                *                *
Mustafa Kemal beni gördü
Yanıma geldi
Kalk ayağa asker, ne yapıyorsun
Orada, diye sordu
Bir kuruşum vardı, düşürdüm
Onu arıyordum, dedim.
Ayağa kalktım, asker selamı verdim.
Mustafa Kemal: Seni tanıdım, çocuk.
Bu defa durum bambaşka
Bizden sonrası vatan, bizden sonrası namus
Bu savaş, Türk'ün Kurtuluş Savaşı'dır
Savaşacağız, yenilmeyeceğiz.
*                *                *                *
Avcı bir ingilizin attığı kurşun
Ciğerparemi deldi
Serdar Yıldırım'ın dünyadaki macerası
Bu kadar kolay son bulamazdı
Mustafa Kemal dedi: Vuruldun çocuk!
Kurşun göğsünü parçalamış
Yaşadığın yıla bir an önce dön 
Kurşun etkisini kaybeder.   
*                *                *                *
Doğruydu bu.
Bir süre sonra yaşadığım yıla geri döndüm
Birkaç gün sonra
Mustafa Kemal'e bir telgraf gönderdim
İyiyim, yaşıyorum, mutluyum, yazıyorum
Daha sonra Mustafa Kemal'den telgraf geldi:
Sana atılan kurşun düşmanları yok edecek
O kurşun büyüyecek dev olacak
Anadolu'da devlet olacak
Kuracağım Türkiye Cumhuriyeti
İlelebet payidar kalacak.

SON

Sayfa: 1 2 3 [4] 5