Haberler: Mail: admin@tekno50.com

Tekno50 Forum

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - Serdar50

Sayfa: 1 ... 3 4 [5]
61

MEZARDAN UZANAN EL 
Serdar on iki yaşındaydı. Bir yıl vardı ki, mahalle arkadaşlarıyla şehir dışındaki top sahasında maç yapmaya gidiyorlardı. Birkaç günde bir öğleden sonra maç yapmaya giderken ağaçlıktan dolanıp top sahasına varıyorlardı. Aslında kestirmeden gitmek vardı ya o zaman  mezarlıktan geçmek gerekiyordu. Bu işe istekli olan yoktu. Bazen maç uzuyor, karanlığa kalıyorlardı. Çocuklar evlerine geç kalmamak için, mezarlıktan geçelim diye maç bitiminde atıp tutuyorlardı ama mezarlık kapısına gelindiğinde sesler kesiliyordu.   Bir iki derken,  bir akşamüstü  karanlığa kalınmıştı. Dönüşü yok mutlaka mezarlıktan geçiyoruz diyenler  mezarlık kapısına gelindiğinde susmuştu. Serdar duruma el koymak ihtiyacını hissetmişti. “ Arkadaşlar, arkamda tek sıra olun. Ben sizi mezarlıktan geçiririm “ dedi. Hafif ay ışığı vardı ve kesme taşlardan yapılmış mezarlık içindeki dar yolu aydınlatıyordu. Çocuklar sessizce Serdar’ın peşi sıra ilerlediler. Yolun yarısına gelinmişti ki yan taraftaki mezarlıktan bir el uzandı. “ Tut elimi, benim elimi tut “ diyordu derinden gelen bir ses. Serdar irkildi. Yüreği ağzına gelecekmiş gibi oldu.  Arkasına baktı. Kimse yoktu. Hani arkadaşları neredeydi? Geriye dönüp kaçmaya başladı. Hızla mezarlıktan çıktı. Hedefi top sahasıydı. Oraya ulaşmak istiyordu. İki kere arkasına bakmıştı. Gördükleri tarifi imkansız şeylerdi. Peşinde ölüler vardı.

Top sahasına vardığında bugünkü maçta gol attığı kalenin içine yattı. Arkasında kalenin filesi vardı. Uzanıp tutmaya çalışan olursa fark ederdi. Tehlike gelse gelse önden gelirdi. Böyle bir şey olursa o zamanda ona göre davranırdı. Kalenin içine girdiği andan itibaren peşindekilerin kaybolduğunu anladı. Yine de her an tetikteydi. Gözleri dört bir yana fır dönüyordu. O gece sabaha kadar bekledi. Güneşin doğuşunu görmek kimseyi Serdar kadar sevindiremezdi. Derin bir oh çekti ve  mezarlıktan geçerek evine vardı. O el uzanan mezar sessizliğin sesini dinliyordu. Bir hareket yoktu.

Eve giderken ileride Namık'ların evinin önünde bir polis arabası duruyordu. Galiba yirmi-yirmi beş adam ve kadın vardı. Polisler onlarla konuşuyordu. Eve girdi. Annesi, babası evdeydi. “Oğlum nerede kaldın? Bütün gece neredeydin? “ diye sordular. Olanları anlattı. Babası öğretmendi. Polislerin yanına götürdü. Olayın tek görgü şahidiydi. Polisler, anlattıklarını dinlediler. Zabıt tuttular. Daha sonra evine geldi. Yemek yedikten sonra uyudu. Ertesi gün kaybolan çocukların aileleri bir evde toplandılar. Olanları onlara da anlattı. Sorulan soruları cevapladı. İnanan da vardı, inanmayan da. Şu bir gerçekti: Ortada kaybolan on dört tane çocuk vardı. İşte buna hepsi inanıyordu.

Mezarlıkta ve top sahasında yapılan araştırmalar sonuçsuz kaldı. Aradan bir ay geçti. Bir ateş yanmıştı ve alev alev yanan ateş sönmüştü. Olanlar unutulmaya başlamıştı. Araştırmalar sırasında dikkatini mezarcı Mahmut çekmişti. Mezarcı Mahmut, Serdar’ın anlattıklarını doğruluyor ve daha önce de o mezarın yanında  çocukların kaybolduğunu söylüyordu. Mezarlık içindeki evine gitti. Onunla uzun uzadıya konuştu. Mezarcı Mahmut o mezar alıcı dedenin mezarı diyordu. Doksan iki yaşında ölmüştü. Öteki kaybolan çocuklar geri gelmedi, bunlar da geri gelmez diyordu.   Serdar ve ailesi dört yıl sonra o şehirden taşındılar. Aradan uzun yıllar geçti. Namık, Hikmet, Vahdettin, Mesut…tam otuz beş yıldır yoktular. Serdar geçen yazın yıllar sonra ilk defa o mezarlıktan geçti. Mezarcı Mahmut çoktan ölmüş, vasiyeti üzerine alıcı dedenin mezarının üstüne gömülmüştü. Bu işlemden sonra burada hiç çocuk kaybolmamıştı. Serdar mezarlıktan ayrılırken, çocuk konuşmaları, gülüşmeleri duyar gibi olmuştu.

SON

Yazan: Serdar Yıldırım


62
Tarih / Atatürk Şiirleri - Serdar Yıldırım
« : 14 Mayıs 2024, 04:53:14 »

BEN MUSTAFA KEMAL'İN ASKERİYİM
Bundan kısa bir zaman önce
Marmara kıyısındaki bir villada
Sosyetenin katıldığı bir davete
Mutlaka bekleniyorsun diyerek çağırılmıştım.
*        *         *        *        *
Davete birkaç dakika geç geldim
Benden sonra gelen çok oldu
Serdar Yıldırım gelmiş dediler
Davetliler bunu alkışlarla karşıladı.
*        *         *        *        *
Yemekler yendi, içkiler içildi
Ayran içen davetli çoğunluktaydı
Hayalle gerçek birbirine karıştı
Gerçek sanılan hayal odak noktasıydı.
*        *         *        *        *
Çeşitli konular tartışıldı, geçti
Atatürkçülük denildi, Türkçülük denildi
Adem ile Havva Türk'tür denildi
Bu fikre karşı çıkan olmadı.
*        *         *        *        *
İnsanoğlu Türk olarak yaratıldı
İnsanlığın başlangıcı Türk'e dayanır
Türklüğü kabul etmeyenler de Türk'tür
Onların damarında az da olsa Türk kanı dolaşır.
*        *         *        *        *
Türk en yücedir, en güçlüdür
Türk'ün adı evrenseldir
Dünya tarihi Türk'le başlar
Türk'ün olmadığı yerde tarih olmaz.

Yazan: Serdar Yıldırım

-----------------------------------------

SONSUZLUK ÖZLEMİ
Ağaçta kırık bir dal
Denizde insansız bir sal
Düştüğün gereksiz bir hal
Ben demezsen olduğun yerde kal.
*                *                *                *
Ben her zaman ben derim
İnandığım yolda giderim
Gündüze ayak izimi bırakırım
Gece gölgemi takip ederim.
*                *                *                *
Ben istersem yırtarım karanlığı
Yanlışı doğruya çeviririm
Doğru gözümün önündeyken
Mum ışığında önder aramam.
*                *                *                *
Ben istersem yırtarım gökyüzünü
Gezegenleri üst üste dizerim
Her gezegene adını yazarım
Uzayı,  Mustafa Kemal Atatürk ile aydınlatırım.
*                *                *                *
Ben istersem yırtarım denizleri
Dalgalara son veririm
Dünya denizlerinde bulunan her damla suya
Mustafa Kemal Atatürk yazarım.
*                *                *                *
Önder benim için, birdir
Mustafa Kemal Atatürk'tür
Fikir ve düşünce bakımından
İnsanlığın zirvesindedir.

SON

Yazan: Serdar Yıldırım


-----------------------------------------

ATATÜRK ZİRVEDE YALNIZ
Yüz yıldır
Zirvedeki yerinde yalnız
Yüz yıldır
Ulaşılması imkansız
Yüz yıldır
Zirvede bekliyor, birisini
O birisi otuz yıldır
Zirveye çıkmak istiyor
O birisi otuz yıldır
İnsanlıktan uzak
O birisi özlem dolu
Umutla, zirve yolunda
Sarp ve yalçın kayalıklar
Geçit vermiyor
Zirvedeki tek başına
Yanına gidilemiyor.
*        *        *        *
Zirveye ulaşmayı
Hayallerine bile sığdıramayanlar
Yamaçlardan zirveye bakarak
Zirvede kimse yok diyorlar.
Ben diyorum ki,
Hayır, zirve dolu
Orada Mustafa Kemal Atatürk var
O'nu sevmelisin, saygı duymalısın
Yaşamını O'na borçlusun.
*        *        *        *
Kötü mü etti düşmanlarla savaşmakla
Kötü mü etti Türkiye Cumhuriyeti'ni kurmakla
Kötü mü etti tarihe ismini
Altın harflerle yazdırmakla.
*        *        *        *
Sen bu tarih olayında nerelerdesin?
Çözülemez bir bilmecesin
Yabancılar bile kabul ederken
Gerçekleri kabul etmeyensin.     
Atatürk benim önderim
Liderim demeyensin
Atatürk'ün mirasını yiyenlerdensin.
*        *        *        *
Atatürk hakkında araştırma yap
Gerçekleri kabul et
Atatürkçü ol
Atatürkçüysen
Daha fazla Atatürkçü ol
*        *        *        *
Benim çıkmaya çalıştığım zirve yolunda
Beni geride bırakacağına inandıklarımdansın
Milyonlarca yıl sürecek hayat yolunda
Atatürk'ün en büyük savunucusu olacaklardansın.

SON

Yazan: Serdar Yıldırım

----------------------------------------

EVRENİN OLUŞMASI
Evren, bir milyar yılda bir kere
Değişime uğrar
Her değişim yeni evrenleri
Gün yüzüne çıkarır.
*        *        *        *
Bu oluşum süregelir
Değişim gerçekleşir
Trilyonlarca yıldır
Yüz milyarlarca evren oluşur.
*        *         *         *
Dünya dışı yaşam formları
Bizi ziyarete gelir
Bunlar bizim
Gelecekteki torunlarımızdır.
*        *         *         *
Bu uzaylılara
Neden dünyayı terk ettiniz
Diye sorulduğunda:
O zamanın yöneticileri,
Dünyayı yaşanmaz hale getirdi, demiştir.
*        *        *        *
Geride kalanlar, mağaralara döndü
İnsan neslinin devamı için, ömür törpüledi
Aradan yüzyıllar geçti
Piramitler, zigguratlar yapıldı
Gelecek nesillere anı bırakıldı.

SON

Yazan: Serdar Yıldırım


Sayfa: 1 ... 3 4 [5]