DOĞAMIZ VE SİSTEMİ

 DOĞAMIZ VE SİSTEMİ

Biz insanlar ve diğer canlıların ortak olarak kullandığı, hayatlarını sürdürebilecek gereksinimlerinin karşılandığı ortamdır Doğa. Doğayı bireye indirgeyecek olursak yani doğanın bize temas ettiği bölgede çevremizdir. Kısaca tanımladığımız ortam, hayatımızın her koşulunu etkilediği için ona karşı davranışlarımızı dikkate almamız gerekir. Zevk veren ihtiyaçlarımızdan çok zaruri ihtiyaçlarımıza cevap veren, muazzam bir döngüye her bireyin saygı göstermesi gerekir. İnsanların her öğün tükettiği ekmeği doğadan elde ediyoruz veya yemeklere lezzet katan baharatlar yine doğanın bizlere ikramıdır. İkrama da ikram edene de saygımızı, sevgimizi ona zarar vermeyerek, o muazzam dengeye sahip çıkarak göstermek gerekir.

                Doğadaki muazzam diye nitelendirdiğim döngüden bahsedelim. Doğaya çıkınca ne görüyoruz? Toprak, su ve güneş; üç öğenin birleşmesi ile adeta fabrika gibi çalışan bitkiler üretim yapıyor. Üretilen ürünler ile çark dönmeye başlıyor. Hem kendini besliyor, hem doğayı, hem de doğadaki canlıları besliyor. Bitki, topraktan su ve minarelleri alıyor, havadan karbondioksiti emiyor, güneşten ışık alarak yoğurduğu ham maddeleri meyve veya sebze olarak tüketicisine sunuyor. Aldığı karbondioksite karşılık havaya diğer canlıların yaşamını sürdürebilmesi için gerek duyulan oksijeni üretip salıyor. Ürettiği üründe kendisinin soyunu sürdürebilmesi için de tohum bırakıp doğadaki sürekliliği sağlıyor. Hem kendisi için hem de diğer canlılar için besin kaynağı halkasını oluşturuyor bitkiler.

Bitkinin ürettiği ürünler diğer canlılar (insan ve hayvan) tarafından tüketilerek yaşamları için gerekli olan besinlerin vücuda girmesini sağlıyor. Vücuda giren besinler çeşitli enzim ve bakteriler yardımıyla parçalara ayrıştırılıyor. Ayrışan parçacıklardan kendisi için yararlı olan vitamin, mineral, protein ve karbonhidratlar emilerek işlenmek üzere vücuttaki diğer organlara gönderiliyor. Geriye kalan ise atık olarak dışarıya atılıp toprakla buluşturuluyor. Tüketim de kullanılan ve solunum sistemiyle bitkilerin ürettiği oksijen tüketilip karbondioksit üretimi (salınımı) yapılıyor.

Kara veya suda yaşayan canlılar için bu şekilde muazzam işleyen bir döngü söz konusudur. Bu döngüye sahip çıkmazsak tüm canlılar zarar görecektir. Oksijen olmazsa nefes alamayız, besin olmazsa hareket edebileceğimiz enerjiyi sağlayamayız. Bu hususta doğanın bize, bizim doğaya ihtiyacımız var.

Aramızda ki çıkar ilişkisinin farkında olmamız gerekir. Çıkar kelimesi insan dikkatini çeken bir kelime olmasına rağmen kullanılmadığı zaman fark etmek zor olabiliyor. Doğada yaşayan canlılar yaşamları ile birbirlerine çıkar sağlamaktadır. Çıkar sayesinde tüm canlılar ihtiyaçlarını görüyor, yaşamlarını sürdürebiliyor, muazzam bir döngü içerisinde hayatlar devam ediyor. Dikkat edilmesi gereken husus bu döngüye zarar verecek hareketler, davranışlardan kaçınmaktır.

Doğanın döngüsü nasıl aksar? Gelişi güzel davranırsak denge de döngü de bozulur. Haberlerden izledik, belki çoğumuz ilk defa duyduk, ‘müsilaj’ kelimesini. Gördünüz mü, denizin döngüye ters davranışlarımıza karşı tepkisini? “Temizlik imandandır” hadisi şerifi boşa söylenmemiştir. Temizlik her alanda gerekli olduğu gibi doğaya karşıda gereklidir. Belediyenin görevleri arasında yer alan çöp toplama hizmeti doğayı korumaya yöneliktir. Gelişigüzel çöpler doğaya zarar verir. Belediyeler topladığı çöpleri geri dönüşümle kazanmak için tesisler kuruyor, kurulan tesislerden elektrik üretiyor ve doğayı korumuş oluyor. Ormanlık alana atılmış bir cam şişesi, ormana atılan alevli bir çakmaktan farksızdır, kuruyan yapraklar üzerinde güneş ışığını toplayarak mercek görevi gören şişe ateşin yanması için yeterlidir. Yanan kuru yaprak ve otlar ağaçları tutuşturur ve bitkilerin katli başlar. Sistemin başını çeken tüm canlılara besin üreten ve solunum sistemimizin temeli olan oksijen kaynaklarımız küle döner. Döngüde aksaklık meydana gelir ve tüm canlıların yaşamı etkilenir. Bu zarar sadece yanan bölgeyi değil tüm dünyayı etkiler. Küresel ısınma dediğimiz olay bütün bu doğa düşmanı davranışların tümünü kapsayan detaylı bir kavramdır ve doğada ki tüm canlıları etkiler.

                Doğayı korumak olarak başladığımız paragrafa sadece çöp ile ilgili örnek verdik. Çok geniş konulara açılmamız mümkün. Çöplerle doğanın önemli parçası olan toprağı koruma altına alırız, geri dönüşümü olmayan veya çok geniş zamanda çözünen çöpler kirlilik sebebidir. Su da toprak gibidir. Müsilaj örneğini verirken suyun kirliliğini gözler önüne serdik. Suda yaşayan canlıların olumsuz etkilendiğini haberlerden gördük veya okuduk. Arıtılmadan derelere bağlanan atık sular, suda yaşayan canlılar kadar, o sudan yararlanan bitki veya kara hayvanlarına da olumsuz etkiler. Netice olarak canlı etkilenirse doğa etkilenir, doğanın sistemi arıza verir.

                Hava kirliliği; solunum yapan tüm canlıların etkileneceği ve çevreye yayılımının hızlı ve kolay olan en tehlikeli kirliliktir. Düşünsenize zehir soluduğunuzu! Sanayi alanında kullanılan enerji atıkları başta olmak üzere bilinçsiz kullanılan parfümlere kadar atmosferin nasıl etkileneceğini ve dolaylı değil direk olarak canlılara olumsuz etki bırakacak bir kirlilik. Doğalgaz kullanımı öncesi ve sonrası arasında çekilen fotoğraf kareleri veya doğalgaz kullanan bir semt ile soba kullanarak ısınan bir semtin havasında muhteşem bir farkın olduğunu deneysiz çıplak duyu organları ile fark etmemek mümkün değil. Doğalgaz havayı kirletmiyor değil, ihtiyaç duyuyoruz ancak kömüre oranla daha temiz bir hava bırakıyor.

Doğamız karşısında dikkatli olmamız gerekir. Doğanın direk temasta bulunduğumuz bölgesine çevre demiştik. Bireysel olarak kendi çevrelerimizden başlayarak doğayı ve dengesini korumak asli görevimiz olmalıdır. Bireysel olarak yapacağımız davranışlar çevremizdeki canlılara örnek oluşturacak, bu iyi davranış halkalarının tüm dünyaya yayılmasını sağlayarak doğayı koruma politikamızı başarıya ulaştıracağız. Hem birey olarak hem de dünya canlıları olarak hayat sal çıkarımızı korumuş olacağız.

Yapılan Yorumlar
Bir Yorum Yapın