Kıskançlık Duygusu

 Kıskançlık Duygusu

Kıskançlık, bizim lisanımızda iki anlama gelebilir diyebiliriz. Birincisi, birisinin sahip olduğu bir şeyi kıskanmaktır. Bu bir kıyafet veyahut bir kişinin kaşı gözü de olabilir. İkinci olarak ise, platonik bir şekilde aşık olduğunuz birini, sevgilinizi veya eşinizi kıskanmaktır. Onların başka biriyle konuşması bile irite edebilir. Peki, bu duygu neden bizde var olur ve bizi rahatsız eder?

Aslında şahsi fikrimce,bu duygunun en büyük sebebi kendine olan güvenin eksikliğidir. Yukarıda bahsetmiş olduğum iki tür kıskançlık da bu sebepten dolayı ortaya çıkmaktadır bana göre. Bir insan kendine güvenirse ve kendiyle barışık olursa, başkasının nasıl göründüğüyle hiçbir şekilde ilgilenmez. Hatta o kişiyi beğendiğinden dolayı ona iltifat da eder, yani aynı zamanda hem kendini beğenir hem de onu. Diğer yandan kendine güvendiği takdirde, sevgilisinin onun dışında birinden etkilenmeyeceğini bildiğinden endişe etmez. Bu durumda, kendine güvendiği kadar karşı tarafa da güven duymalıdır tabii, orası ayrı mesele. Bu iki güven tipi de zor elde edilip kolay kaybedilen unsurlardır maalesef. Kendine güvenmek de kolay bir şey değildir. Bunun hikayesi de karakterimizde barındırdığımız çoğu özelliğimiz gibi çocukluğumuza dayanır. Yetiştirilme tarzı öyle kilit bir noktadır ki sizi hemen ele verir. Karakterimize işler, bu böyle olunca hareketlerimizde, konuşma tarzımızda dahi iz bırakır. Yetiştirilme yolculuğumuz bize çok şey katar ve eğer bir şeyi o zaman kaybettiysek sonrasında kazanmamız zorlaşır. Bunlardan biri de kendimize olan güvenimizdir.

Aslında, şu kısa makalede de görüyoruz ki çocukluk ve büyütülme şekli, hayatımızın sonuna kadar bizim peşimizi bırakmayabilir ve her anını da etkileyebilir. Bazı şeyler sonradan tekrar kazanılsa da içimizde bir yerlerde bazı şeyler eksik kalabilir. Umarım kimse, çocukluğunda içindeki o değerli duyguyu kaybetmez de hayata daha emin adımlarla devam eder, çünkü bu çok değerlidir.

Yapılan Yorumlar
Bir Yorum Yapın